skip to main | skip to sidebar

Anlık

Ev sahibi

Fotoğrafım
FCO
Bu şahıs kendisini, bilmesi gerekenlerin bildiği kadar bilmektedir...
Profilimin tamamını görüntüle

Kitaplık

  • Maval

Fiskos

  • Bella
  • Lestat

Masa takvimi

Salon Mi

Mira

14.04.2013

Ruhun öteki ucu kırık bir ayna, rakı şişesinin dibindeki diyarda. Baktıkça kararıyor görüntüler, hezeyandı nasıl olsa dünler, bütün o düğümler. Dilimdeki zemberek, tükürdükçe bir sağa bir sola çalkalanıyor. Hatırlamak için çok mu yaşlandık? Yaş mı alıp götürdü bütün o güzellikleri? Hani maziydi geçmişi seyrelten, kederlerin tümünü incelten, örümcek ağından bir kurdele gibi...

Düşünmüyor insan, düşündükçe var olamıyor. Çektiğin şeritte yürümek için bir cambazlık gösterisi ifşa etmek gerek kusursuz, ayaklarını kesmeyen adımlarla. Zorlaşıyor her sabah biraz daha, kiraladığım bu hayatı idame ettirmek. Ödünçtü bütün her şey; bu eşyalar, yastık, perdeler ve fısıldamayı bir türlü bırakmayan rüzgar. Kötü kelamlar hep getirdiği, kucak kucak. Müjdelere hasret bu asır, geçmiş çağın niyetiydi bütün keşifler ve bir adım öne geçme kaygısı. Dikkat et, kesme ayaklarını, gölgeler kol geziyor adımlarında...

Son tarihini doldurmuş bir dün için yakarışların iliştirildiği küçük bilek kutusu yaptım. Herkesin kaygısı ayrı bir kalpte kalmış; oturduğu koltukta, yazı masasında ya da bir buket karanfilde. Kimse çıkıp da sevmiyor diyememiş kalbine, tahayyül edememiş sevgisizliğin gerçeğini, yürümüş adım adım, boy boy. Ensiz denizler oluşmuş kaburgalarının arasında, ördekler yüzemez olmuş, kutup ayıları zaten tükenişte... Sarıldığını yatırmış dalgalara, hayatlar hep bir o yana bir bu yana, boğulan boğulana. Daha bir önceki ceset kıyıya vurmadan seri sevişmelere ve sevişlere başlamış insanlar, arkalarına bakmaya korkarak. Nevresimler eskimiş, halılardaki lekeler ise hala deterjanlarla inatlaşmakta. Elde ne var diye sorunca insan, es kaza düşünürüm diye ilk mısradan teslim ediyor içini kedere. Bir şarkı vardı, unutmak istediğim malum sebepten. Sen bana aldırma da dikkat eyle, ilerle adımlarını kestirmeden...

Gönderen FCO zaman: 00:02 0 yorum

Romulus

27.04.2012


Böyle bir şey istediğimi kimseye söylemedim…

Sessiz bir kumsal vardı hep, kayıp bir köyün öte yakasında. Tanımadık yüzlerle çevrelenmişti raks ateşleri. Kuma vuran adımların sesi yankılanıyordu sahil boyunca ve bıraktığı izler hala kalbimin bir köşesinde. Şimdi hatırlayamadığım bir düşte kaybolmuştu sessizlik. “Dün” dediğimiz gecelerin bir tanesine sinmişti. Unutulmuştu… Gözümü her bir yeni güne açışımda onu arıyordum odaya sızan güneş ışınlarının arasında.

Gitmiş miydim, yoksa hep beraber mi kalmıştık? Zaman, neden artık akmıyordu, bir hayal miydi izinsiz yaşadıklarımız, isimsiz tanıdıklarımız? Belli bir süre sonra hayat da yitirmiyor muydu anlamını, aynadaki bizler yitip gitmiyor muyduk kimsesiz yansımalarımız ve fayanslarda çınlayan yankılarımız arasında?

Anlar, bir kitap karıştırırken rastgele seçtiğimiz sözcükler gibi. 

Gönderen FCO zaman: 00:25 0 yorum

Etiketler: Maval

...ve 2012

17.03.2012

Çift sayı bir yılın ilk çeyreğini dolduruyoruz şu saatlerde. Her geçen saniye ertesi güne biraz daha yaklaştırıyor beni, hepimizi...

Kimsesizlikle büyüdüğünüz zaman çok fazla anlam ifade etmemeye başlıyor geçen zaman. Bir süre sonra olaylar görsellikten çıkıp sadece birer duygu artığı halini alıyor. Paramparça üzüntüler, bölük pörçük sevgiler ve biri anlamlı diğeriyse anlamsız sözcüklerden oluşan ikilemeler... Anlatırken de zorlanıyor insan. Nasıl dillendireceğini pek bilemiyor.

Ne denebilir ki? Analı-babalı bir piç olmak nasıl betimlenebilir? İfadede yaşadığım sıkıntı yazınımı da etkiliyor. Yanlış anlaşılmasın, ülkemizin büyük çoğunluğunu yıpratacak seviyede bir Türkçe'm var. Sorun; anlatmak istediklerimin karşılıklarını dilde henüz bulmamış olmasından kaynaklanıyor.

Kışın yarı-çıplak sokağa çıkmak, aç karnına çok fazla alkol almak veya tek gecelik arayışlara girmek gibi benim için hayat. Ne yaparsam yapayım ya da ne şekilde çabalarsam çabalayayım saplandığım yer beni pek bırakmaya niyetli değil. Pes etmiş bir halim yok, daha doğrusu öyle hissetmiyorum. Vazgeçmek içinse hepimiz daha çok genciz; lakin biraz değişiklik istiyor insan, bir farklılık...

Attığın adımların boşa gitmediğini bilmek, birazcık nefes almak, bir tutam güneş ışığı yalamak...

Gönderen FCO zaman: 22:01 1 yorum

Etiketler: Maval

Kaydol: Yorumlar (Atom)