Çift sayı bir yılın ilk çeyreğini dolduruyoruz şu saatlerde. Her geçen saniye ertesi güne biraz daha yaklaştırıyor beni, hepimizi...
Kimsesizlikle büyüdüğünüz zaman çok fazla anlam ifade etmemeye başlıyor geçen zaman. Bir süre sonra olaylar görsellikten çıkıp sadece birer duygu artığı halini alıyor. Paramparça üzüntüler, bölük pörçük sevgiler ve biri anlamlı diğeriyse anlamsız sözcüklerden oluşan ikilemeler... Anlatırken de zorlanıyor insan. Nasıl dillendireceğini pek bilemiyor.
Ne denebilir ki? Analı-babalı bir piç olmak nasıl betimlenebilir? İfadede yaşadığım sıkıntı yazınımı da etkiliyor. Yanlış anlaşılmasın, ülkemizin büyük çoğunluğunu yıpratacak seviyede bir Türkçe'm var. Sorun; anlatmak istediklerimin karşılıklarını dilde henüz bulmamış olmasından kaynaklanıyor.
Kışın yarı-çıplak sokağa çıkmak, aç karnına çok fazla alkol almak veya tek gecelik arayışlara girmek gibi benim için hayat. Ne yaparsam yapayım ya da ne şekilde çabalarsam çabalayayım saplandığım yer beni pek bırakmaya niyetli değil. Pes etmiş bir halim yok, daha doğrusu öyle hissetmiyorum. Vazgeçmek içinse hepimiz daha çok genciz; lakin biraz değişiklik istiyor insan, bir farklılık...
Attığın adımların boşa gitmediğini bilmek, birazcık nefes almak, bir tutam güneş ışığı yalamak...
1 yorum:
boşa gitmedi hiç bir adım
Yorum Gönder